Bilimadamları yaşlanmaya, Alzheimer, kanser, kalp hastalıkları gibi kronik rahatsızlıklara karşı taze sıkılmış meyve suyu tüketilmesini tavsiye ediyor.
Özellikle siyah üzüm, greyfurt, elma ve nar suyunun her türlü hastalıkla savaşan antioksidanlar açısından zengin olduğu biliniyor. Taze sıkılmış meyve sularının haftada en az 3 kez tüketilmesini öneriliyor.
Glasgow üniversitesinde yürütülen araştırmalarda düzenli meyve suyu tüketiminin, yaşlanmanın etkilerini yavaşlattığı, Alzheimer, kanser ve kalple ilgili kronik hastalıklara yakalanma riskini de azalttığı ortaya çıktı.
Taze sıkılmış meyve suları, yaşlanmaya ya da kronik hastalıklara neden olan serbest radikallerin en büyük düşmanı olarak bilinen antioksidanları yoğun miktarda içerdiğinden bu etkiyi yaratıyor.
Bu açıdan en faydalı meyveler, siyah üzüm, greyfurt, elma ve nar. En fazla antioksidan üzüm, greyfurt, elma ve nar suyunda bulunuyor...
Araştırmanın sonuçlarına göre haftada ortalama 3 kez bu meyvelerin suyunun tüketilmesi Alzheimer riskini yüzde 76, kalp hastalıkları riskiniyse yüzde 30 oranında düşürüyor.
Bu mevye sularındaki antioksidanlar serbest radikallerin hücrelere saldırıp yoketmesini engelliyor. Bu da yaşlanma etkilerini hafifletiyor.
Uzmanlar meyve sularında rastlanan antioksidanların kırmızı şarap, kahve ve çikolata da bulunduğunu, bu gıdaların da makul miktarlarda türketilmesinin faydalı olabileceğini vurguluyor.
Kahve içmek pek çok kişi için büyük bir zevk ve vazgeçilmez bir alışkanlıktır. Ancak, zinde kalmak ve enerjimizi yüksek seviyede tutmak için hemen hemen her gün içtiğimiz kahvenin yararlarının yanında bir o kadarda ciddi zararları olduğunu unutmamak gerekir...
Kahvenin Zararları
Yüksek tansiyon: Yapılan araştırmalara göre, düzenli olarak günde 4-5 bardak kahve içenlerin kan basınçları, yani tansiyonları hızla yükseliyor.
Kalp: Aşırı kahve tüketimi kalbin ritmini olumsuz yönde etkiliyor. Kahvenin içerdiği kafein fazla tüketildiğinde, kalpte ritim bozuklukları meydana gelebiliyor. Düzensiz kalp atışları ve kalp çarpıntısına neden olabiliyor. Bu nedenle özellikle kalp hastalarının sınırlı miktarda kahve içmeleri gerekiyor.
Mide: Kahve, ülseri tetikliyor ve midenin asit salgılamasını uyarıyor. Bu nedenle mide hastalarının günde 2 fincandan fazla kahve tüketmemeleri gerekiyor.
Şeker hastalığı: Yapılan araştırmalar, yemek zamanlarında yükselen kan şekeriyle birlikte tüketilen kahvenin şeker hastalığını olumsuz yönde etkilediğini ortaya koyuyortı. Uzmanlar şeker hastalarının da kahveyi sınırlı tüketmesini öneriyor.
Su kaybı: Uzmanların bir kısmı kahvenin vücutta sıvı kaybına neden olduğunu savunurken, bir kısmı da bu kaybın önemsiz derecede az olduğunu savunuyorlar. Fakat yine de ağır basan görüş diğer kafeinli içecekler gibi kahvenin de vücutta su kaybı yarattığı yönünde.
Doğurganlık: Günde üç fincan veya daha fazla kahve içmek, kadının doğurganlık oranını azaltıyor. Çünkü aşırı miktarda kafein tüketimi yumurtlamayı olumsuz etkiliyor. Yapılan araştırmalarda ise her gün düzenli olarak kahve içen erkeklerin içmeyenlere oranla daha güçlü spermleri olduğu kanıtlandı. Kafeinin spermin üzerinde uyarıcı etkisi olduğunu savunan uzmanlar, bunun merkezi sinir sisteminde de aynı etkiyi gösterdiğini iddia ediyorlar.
Hamilelik: Kafeinin anne karnındaki bebeğe zararlı olduğu biliniyor. Uzmanlar, hamile kadınların günlük kafein tüketme sınırlarının 300 mg ile sınıtlı kalması gerektiğini belirtiyor.
Kahvenin Faydaları
Kanser: Kahve, yeşil ve siyah çay gibi antioksidanlar içeriyor. Bu da kansere yol açan hücrelerin çoğalmasını engelliyor. Ayrıca, yapılan bir araştırmada, kahvenin ve egzersizin güneş ışınlarının neden olduğu cilt kanserinden koruduğu ortaya çıktı. Araştırmaya göre, fiziksel egzersizle birlikte ölçülü kahve tüketimi, güneşin ultraviyole B (UVB) ışınlarının yol açtığı kanserojen etkileri ortadan kaldırabiliyor.
Safra taşları: Kadın vücudu erkeğe kıyasla iki kat daha fazla safra taşı üretiyor. Günde dört bardak kahve içen kadınların içmeyenlere oranla yüzde 25 daha az safra taşından şikayet ettiği kanıtlandı.
Konsantrasyon: Kahve konsantrasyona yardımcı oluyor. Yapılan araştırmalarda, okul çağındaki çocukların az miktarda kahve ile süt içtiklerinde sabahki derslerinde daha başarılı oldukları görülüyor.
Parkinson: Yapılan bir araştırmada günde bir fincan kahve içen erkeklerin parkinson hastalığı riskinin yüzde 40’a varan oranlarda azaldığı ortaya çıkarıldı. Buna karşın, menopoz sonrası ostrojen terapisi gören kadınlarda kahve tüketimi Parkinson Hastalığı riskini artırıyor..
Karaciğer: Kahve tüketmek özellikle siroz yüzünden oluşan karaciğer kanseri riskinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Düzenli kahve içenlerin siroz gibi karaciğer rahatsızlıklarından daha az şikayet ettiği görülüyor.