21 09 2008

Bahar alerjisinden korunmanın yolları

Bahar, rengârenk çiçekleri ve yemyeşil bir örtüye bürünen doğası ile büyüleyici bir mevsim. Ama gelin görün ki polen alerjsi hastaları bu mevsimi hiç sevmiyor. Çünkü bitkilerin havaya saçtığı polenler, alerjik belirtilerin artmasına yol açarak hastanın yaşamını tam bir kâbusa çeviriyor.  Havadaki polenler soluma yoluyla vücuda yerleşir. Bağışıklık sistemi aslında zararlı olmayan bu maddeyi adeta düşman gibi görür ve veri bankasına kaydedip takip altına alır. Bu madde ile karşılaştığı zaman biyokimyasal bir silah üreterek (histamin adlı bir salgı) saldırıya geçer ve insanı hasta eder. Polenlerin yol açtığı hastalıklar Havadaki polenler solunum yoluyla burunda, bronşlarda veya gözlerde alerjik hastalıklara neden olur. Kişinin şikâyetleri havada bulunan polen miktarına bağlı olarak artma veya azalma gösterebilir. Polenin yol açtığı alerji hastalığında değişik türde polenler alerjiye neden olabilir. Bu tür alerjiden yakınanların hangi cins polene karşı alerjik olduklarının belirlenmesi yararlıdır. Alerjisi olan kişi duyarlı olduğu bitkinin polen yaydığı mevsimde o bitkinin yoğun olduğu bölgeden uzak kalmalıdır. Bu konuda gelişmiş ülkeler hazırladıkları polen haritası ile polen alerji vakalarının azalmasına büyük katkıda bulunmuşlardır. Hatta Amerika?nın bazı televizyon kanallarında meteoroloji bültenleriyle birlikte polen bülteni de sunulmaktadır.Saman nezlesi(Alerjik nezle ya da alerjik rinit) Polen, solunum yoluyla vücuda girdiği zaman bağışıklık sistemi tarafından üretilen histamin; burun, gözler ve hava geçitlerini döşeyen mukoz zarlarının iltihaplanmasına neden olur. Böylece sürekli hapşırma, burun akıntısı ve tıkanıklığı, kuru öksürük, boğaz, burun ve kulakta şiddetli kaşıntı ya da gözlerde kaş... Devamı

26 02 2008

Genç cilde C vitamini

    Genç cilde C vitamini Cilt yaşlanmasını durdurmak mümkün değil. Ama ‘antiaging’ kremleriyle bu süreci yavaşlatmak mümkün olabilir. Yaşlanma sürecinde, genç ve olgun ciltler için farklı ürünler kullanmak gerekiyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Gökhan Okan, C vitaminli, meyve asitleri içeren ve antioksidan özelliği olan kremleri 30-35 yaş arasındaki kişilere önerdiklerini belirtiyor. Daha olgun ciltlerde ise A vitamini, peptit içeren kremlerin kullanılması cildin yaşlanmasını geciktiriyor. Dr. Gökhan Okan, yaşlanan cildin 4 özelliğini şöyle sıralıyor: - Yaşlanan ciltte incelme oluşuyor - Kolajenin azalmasıyla birlikte cilt gerginliğini kaybediyor, kırışıklıklar gözleniyor - Pigment hücrelerinin düzensiz çalışması nedeniyle ciltteki renk değişikleri artıyor - Ciltteki nemlilik azaldığından kuruluk oluşuyor Yaşlanma ise iki nedenle oluşuyor: - Yaşa bağlı yaşlanma (içsel yaşlanma) - Dışsal faktörlerle oluşan yaşlanma YAŞ İLERLİYOR, DNA YENİLENMESİ YAVAŞLIYOR Yaşa bağlı yaşlanma Bu kaçınılmaz bir durum. Tüm insanlarda yaş ilerledikçe hücrelerin çoğalmasında ve DNA’nın yenilenmesinde azalma oluyor. Hücrelerin büyümeleri yavaşladığı için cilt inceliyor. Bu süreç 20’li yaşların sonunda başlıyor. Dışsal yaşlanma Dışsal faktörlerle oluyor. Güneşin zararlı UV ışınları, alkol ve sigara alışkanlığı, gürültü, hava kirliliği, yanlış kozmetik kullanımı buna neden oluyor. Bu nedenle güneşin zararlı ışınlarına karşı koruyucu ürünlerin kullanılması, cilde uymayan kozmetik ürünlerin kullanılmaması, alkol ve sigara tüketilmemesi gerekiyor. Tüm bunlara ilaveten, cildi zararlı etkilerden koruyan dermo kozmetik ürünlerle cilde takviye yapılıyor. ANTIAGING KREMLERİNE 30’LARDA BAŞLAYIN Kadınların yaşlanmayı geciktirmek, daha genç, güzel, sağlıklı ve doğal görünümlü bir cilde sahip olmaları için, 30’lu yaşlarından itibaren ciltlerine uygun antiaging ürünleri kullanmaları gerekiyor. Dr. Gökhan Okan, c... Devamı